Genel Kültür

Çan Kulesi Venedik

Çan kulesi, kiliselere bitişik ya da bazen ayrı yapılan, tepesinde çanların yer aldıgı kule. 7-10. yüzyıllar arasında yapilmış olan ilk çan kuleleri daire planlı sade yapılardı.Tepelerine yakın, beşik kemerlií pencere boşlukları bulunurdu. Bunların en tipik örnekleri Ravenna’daki Sant’Apollinarein Classe(*) ile Sant’Apollinare Nuo-vo(*) kiliselerinin kuleleridir. Yuvarlak çan kuleleri, daha az sayıda da olsa, sonraki dönemlerde de yapılmıştır. Her katı kemelerle sarılı ünlú Piza Kulesi (12. yy) bu türün incelikli bir örneğidir,10. yüzyıldan sonra çan kuleleri, Roma ve Lombardiya yörelerinde hemen hemen aynı zamanda kare planlı yapılmaya başlandı.Bu tür kuleler genellikle dışa taşan düşey öğelerle ve yapıyı çeşitli katlara ayıran kemerli kornişlerle bezeniyordu. Özelikle ilk örneklerde çatı, yerden görülmeyecek kadar alçak bir piramit biçimindeydi. Bu Roma tipi çan kuleleri, Sta. Prassede (1080) ve Sta. Maria in Trastevere (y. 1140) kiliselerinde görüldüğü gibi, bütün orta çağ boyunca ufak tefek değişikliklerle yapılar geldi.

Lombardiya çan kuleleri temelde Roma kulelerini andırsa da, öğeleri genelde daha ince ve karmaşıktı. Bu kulelerin en üst katı,yapının bütün kompozisyonunu tamamlayan bir taç halinde ele alınır ve piramit biçiminde ya da bazen konik bir külahla son bulurdu.14. yüzyılın başlarında Floransa’da Giotto, Taddeo Gaddi ve daha başka sanatçıların tasarladıkları çan kulelerinde dikey etkinin vurgulanmasına giderek daha çok önem verildiği izlenir. Bu kulede çanların asıldığı sahanlık katının yüksekliği öbür katlardan iki kez fazladır. Bu tür yapılar en çok Venedik çevresinde gelişmişti. Buradaki çan kuleleri, en üstte açık bir sahanlık katıyla biten, kare planlı ince uzun yapılardı.

Kule gövdesi bütünüyle tuğladan örülüyor, bir ya da iki sıra kemerle sarılı sahanlık katı genellikle taştan yapılıyordu. Sahanlık kornişinin üstünde Venedik’teki ünlü San Marco Bazilikası’nın(*) çan kulesinde (gövde 10-12. yy’lar arasında, sahanlık katı 1510’da tamamlanmış, kulenin tümü 1908’de özgün biçimiyle yeniden yapılmıştır) olduğu gibi kare, bazen de sekizgen piramit biçiminde bir çatı külahı yükseliyordu.Bu olgunlaşmış kule tipi Rönesans boyunça Venedik bolgesinde uygulandı. Ama Italya’nın başka yörelerinde Rönesans beğenisinin daha başka biçimlere (özellikle kubbeye) yönelmesi sonucu, çan kuleleri önemlerini yitirdi ve bu durum 19. yüzyıla değin sürdü.

19. yüzyılda İtalya’da yayılan Romanesk Canlandırmacılık, Kuzey Avrupa’daki eklektik Yeni Gotik kiliselerin (örn. 1840’ta başlanan Streatham’daki İsa Kilisesi) karşısına, tipik çan kuleleriyle Lombardiya üslubundaki kiliseleri çıkardı.Bu yüzyılda daha sonra eleştirmen J. John Ruskin’in etkisiyle Venedik tarzı çan kuleleri yaygınlaştı. J. F. Bentley’nin yaptığı Westminster’daki katedralin (1895-1903)kulesinde de bunların örnek alındığı söylenebilir. 19. yüzyıl eklektik mimarlığının bir özelliği de, yeniden canlandırılan bu çan kulesi öğesinin yalnızca asıl işleriyle sınırlı kalmayıp fabrikalarda, kır evlerinde, konut bloklarında, mağazalarda ve college yapılanında da kullanılması oldu. Bunlar yerine göre, bazen çan, bazen saat kulesi olarak,bazen de yalnızca şiirsel bir görüntü sağlamak amacıyla yapılmıştır.

Etiketler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

code

Kapalı
Kapalı