MODA

DÜNYADA MODA VE GİYİM

Dünyada Moda Ve Giyim

Moda ve Giyim  1900’da moda tümüyle yön  değiştirdi.  Sokaklar  modacıların  dilinde  biçimleneceğine,  modacılar kendilerini sokağın esinine bıraktılar. İyi cins kumaştan dikilmiş tayt şortlar,kapüşonlar, beyzboll kepleri, omuza atılan kumaş çantalar,bensi de  Harlemli siyah  gençlerin, rap  gruplarının  ve NewYork’un  bisikletli  kuryelerinin  damgasını taşıyordu. Dünyanın pek çok yerinde yayınlanan video klipler de  yeni  akımların  hızla  yayılmasını  sağladı.  Sokaktan esinlenmemiş yeniliklerin çoğu, İtalyan tasarımcı Romeo Gigli’ye aitti.Yumuşak çizgiler, baharat renkleri, dar  omuzlu ceketler,pelerin türü  giysiler  ve  omuzlara kadar inen  küpeler,Gigli’nin  yeniliklerinden  yalnızca birkaçıydı.1960’lara dönüş, hem tasarımcılar hem de modacIlar  arasında  geçerliliğini  korudu. Daracık pantolonlar,  çılgın  Pucci ve  Op Sanat desenleri, geniş siyah  saç  bantları,  koyu  göz  makyajı ve  sabolar  Paris Londra ve  New York  sokaklarına damgasını vurdu.

Elbise, manto ve ceketlerde “trapez” biçimi öne  çıktı. 1960′ lardan  beri izine rastlanmayan   toplumsal  bilinçlilik  ve özellikle çevre konularında duyarlılık da moda sanayisini etkiledi.Bahar defilelerinin en dikkat çeken özelliği, bir   Yeni Çağ (New Age) ideolojisini yansıtan simgelerdi. Tasarımcılar,giysilerde mistik simgelere ya da astrolojik motiflere yer
vermişti. Londralı modacı  Rifat  Özbek’in  tümüyle  beyaz  giysilerden  oluşan  koleksiyonunda,  sırtına Nirvana  yazısı
işlenmiş ceketler de görüldü. Ama tüketici, bakımı daha Kolay giysileri yeğlediği  için  beyaz  giysiler  fazla  tutulmadı.
Doğaya verilen önem renklerde, aksesuarlarda ve takılarda da kendini gösterdi. Yılın rengi yeşildi; bahar giysilerinde
renginden fıstık yeşiline kadar yeşilin değişik tonları kullanıldı. Sonbaharda zeytin yeşili, yaz giysilerinde  ise  yeşil  ve başka fosforlu renkler öne çıktı. Solgun metalik renklerin yanında daha da canlı  duran  baharat  renkleri,  söz   gelimi safran sarısı, tarçın rengi ya da biber kırmızısı, bahar giysilerine egemen  oldu. Sonbahar  renkleri  kahverengi,  taba, filiz ya da zeytin yeşili gibi solgun tonlara ya da cıvıl cıvıl kırmızılar, yeşiller, sarılara dayanıyordu.

Birçok tanınmış modacı sonbahar koleksiyonunda siyaha yer vermezken, tüketici  her  zamankinden  çok  siyaha yöneldi. İlkokul çocuklarının tişörtleri, tozlukları bile siyahtı;gece giysilerinde ise siyah vazgeçilmez renk olmayı sür
dürdü.Değişik kültürlerin etkisi giyime yansıdı. Bunda demir perdenin çöküşü de etkili oldu. Sonbaharda Rus, Hint   ve İskoç havaları tek giyside bütünleşmişti. Sokaklara, Gana’da dokunan kente   kumaşından  yapılmış  kuşak  ve eşarplardan deri Afrika madalyonlarına kadar Afrika esintileri egemen oldu.İri  mücevherler,  eskiden   olduğu gibi rüküşlük göstergesi değil, özgün bir ifade tarzı olarak ortaya çıktı. Mücevher tasarımında yaprak,  meşe  palamudu     ve deniz kabuğu biçimleri egemendi. Omuzlara kadar inen sallantılı küpeler,kısacık saç modellerini  tamamlıyordu. Klasik giyimi yeğleyenler ise Chanel’in kreasyonlarındaki gibi, dev kültür incilerinden yapılmış, boynu sımsıkı saran gerdanlıklar taktılar. Ayrıca siyah bir kordonun ucuna takılan tılsım benzeri süsler,  yaldızlı  parfüm  şişesi ve   kristal      gibi çeşitli nesneler de boyunları süsledi.

Yılın bir başka özelliği de, klasik spor giyimden alınmış  modellerdi. Bu  giysilerle  “spor şıklık” denen  yeni bir  tarz
doğdu. Tasarımcılar lüks kumaşları, nakış ve payetleri bol bol kullandılar. Dantelli blue jean’ler, payetli spor çantalar,
organze anoraklar, saten montlar ve elbise uzunluğunda dore işlemeli tişörtler  sık  rastlanan  giysiler  arasındaydı.
Kumaşların işlevi de tersine döndü. Gri flanel ve tüvit gibi gündüz kumaşları gece giysilerinde kullanılırken,  kadife,
brokar ve payetli gündüz giysileri hiç de istisna değildi.Aslında değişim giysilerin modellerinden çok  süslemelerin
deydi. 1989’un tatil giysilerinde görülen ipekli süslemeler,baharda iyice yaygınlaştı. Sonbaharda bunların yerini kuş tüyünün alacağı müjdeleniyordu. 1989 kışında ise altın yaldızlı şerit biçiminde  süslemeler  görüldü. 1989’da  çokça görülen parkalarla anoraklar, baharda yerini ince pamuklulara bıraktı. 1990 sonbaharında  mink, deri,  süet  ve  yün kabanlar çıktı.Ceketlerde yaka, kol ağzı, bel ve eteğin hatta eteklerin kenarlarının lastikle büzülmesi,  modada   yeni    bir rahatlığı işaret ediyordu.

Rüzgârlığın ya da deri ceketin altına kapüşonlu sweat shirt’ler   giyen   bisikletçilerin    başlattığı   moda  bir   anda         yayıldı    ve kapüşon, giysilerin ayrılmaz bir parçası oldu.Blazer altına giyilen kapüşonlu tişort, hem kadınların hem        erkeklerin olağan gündelik giysisi durumuna geldi.Mantolarla gece elbiselerinde bile kapüşon kullanılmaya   başladı.  Giyimde bir başka yeni   öge   de,   spor   yaparken   olduğu   kadar   iş   verinde   ve   kokteyllerde   de    giyilmeye başlandı.  Gençler, bisikletçilerin  giydiği  siyah   pamuklu  ya  da  Lycra’dan  tayt  şortlan   hemen   benimseyerek günlükkıyafetlerinin bir parçası durumuna getirdiler. Şortlanın üzerine de uzun blazer’lar, bedeni saran tùnikler, göbeği açıkta bırakan bluzlar giyildi. Los Angeles, New York ve Chicago’da bir başka moda da şortun altına kovboy çizmesi giymekti.Sonbaharda birçok koleksiyonun temel öğesi, bedeni sımsıkı saran  tek parça   taytlardı.   Uzun    ceketlerin altına giyilen taytlar, avantgarde giyimin yeni simgesiydi.

Taytlar ayrıca şifon bluzlar ve kisa eteklerle de giyildi.1987 sonbaharn için piyasaya sürüldüğünde tepkiyle karşı
lanan kısa etek, ABD’de birçok is yerinde kabul gördü.Daha kısalan da bulunmakla birlikte,  çoğu  dizin   biraz
yukarısındaydı. Çizgileri yumuşatmak için eteklerde genellikle sarong tarzı kıvrımlar kullanıldı.Yılın modası, kısanın üstüne uzun giymekti. Yıl ilerledikçe bu görünüm daha da vurgulandı, hatta abartıldı. Sonbahar giysilerinde ceketle etek aynı boydaydı.  Elbise  ceket takımlar  ise  sade  bir  gardırobu  yeğleyen çalışan   kadınların   gözdesioldu.
Çalışan kadınlar arasında yaygınlaşan bir başka model de tek pantolon ve pantolon ceket takımlardı. Gigli’nin ardın
dan öbür tasarımcılar da pantolon paçalarını daraltı.Baharda çıkan, dizden aşağısı daralan binici pantolonları  ise
fazla tutulmadı. Kayak pantolonlar, sonbaharın en gözde gündelik giysisiydi. Sonbaharın bir başka yaygın giysisi olan
tozluklar da düz renkli ve çiçekli modelleriyle ya da Pucci tarzı desenlerle vitrinlere çıktı.

Etiketler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kapalı