DÜNYA TARİHİ

OSMANLI DEVLETİ’ NDEKİ KÜLTÜREL GELİŞMELER

1. XIX. Yüzyılda Osmanlı Devlet’ inin Toplum Yapısında Meydana Gelen Değişimler

XIX. yüzyılda dünyada olduğu gibi bizde de anayasaların özelliği hükümdarların hak ve yetkilerinin kısıtlandığı hükümler taşımasıdırİslam halifesi olan Osmanlı padişahının kendi yetkilerinin üzerinde kanun gücünü tanıyıp uymasına ve geleneksel yönetim anlayışının değişimine yol açmıştır..XIX. yüzyılda Osmanlı Devleti’nin sembolü olan alt resimdeki Osmanlı armasının rakamlarla ifade edilen aşağıdaki sembolik anlamlarına bakabilirsiniz.

1. Yeşil

2. Terazi

3. Kur’an-ı Kerim

4. Tuğranın etrafındaki güneş motifi

5. Sorguçlu serpuş

6. Osmanlı sancağı

Osmanlı Arması

XIX. yüzyılda Osmanlı toplum yapısı incelendiğinde nüfus yapısındaki değişimdir. Bir yanda kaybedilen topraklarla birlikte genel nüfus azalırken diğer yandan da kaybedilen toprakların Müslüman halkı Anadolu’ya göç ettiği için şehir ve kasabalarda nüfus da artış yaşandı.

Yine bu dönemde yaşanan göçler ile İstanbul’da Müslümanların gayrimüslimlere oranı %60 ‘ lar seviyesinden %80’lere ulaştı.Bu yüzyılda Osmanlı Devleti, yaşadıkları bölgelerden göç etmek zorunda kalanlara kucak açtı. Avrupa’da 1848 ihtilali yaşanırken Avusturya sınırları içinde yaşayan Macarlar isyan etmişlerdi. Rusya ve Avusturya, Macarların bağımsızlık mücadelesini kanlı şekilde bastırınca Macarlar ve onlara yardımcı olan Lehliler, Osmanlı’ya sığındı.

Osmanlı Devleti mülteci olarak gelen bu grupları da Doğu Anadolu ve Çukurova’ya yerleştirerek toprak verdi.
XIX, yüzyılda, Osmanlı Devleti’nde şehirleşmenin hız kazandığı dönemler oldu. Şehirlerin görünümleri değişti. Tren ve buharlı gemiler ulaşımda kullanılmaya başlandı. Yeni rıhtımlar, limanlar,tren istasyonları kuruldu.

Haydarpaşa Garı ( İstanbul )

Osmanlıya yabancı sermayenin gelmesi ile bankalar, oteller, iş hanları,postaneler de açıldı. İstanbul’da elektrik şebekesi kuruldu Istanbullular elektriği kullanmaya başladılar.İstanbullular elektrikli tramvay ve otomobil ile buluştular. Telefon ve telgralfda kullanılmaya başladılar.

Demir yolları yapımı da hız kazanarak Anadolu ile bağlantıları sağlandı. Yeni hastaneler de açıldı, böylece ulaşım, haberleşme ve sağlık devletin öncelik görevi håline geldi. Ancak alınan teknolojle birlikte Avrupa yaşam tarzı Osmanlı toplumunda etkilerini göstermeyebaşladı. Özellikle büyük şehirlerdeki devlet yöneticileri Avrupa yaşam tarzının öncüleri oldular.Eskiden Müslüman ve gayrimüslimler ayrı mahallelerde yaşarken artık aynı mahallelerde yaşamaya başladılar.

II. Mahmut din adamı haricindeki memurlarına fes, pantolon, ceket giyme zorunluluğu getirdi. Böylece şehirlerde insanların kıyafet tarzlarıda değişmeye başladı. Yeniliklerle beraber Osmanlı üst düzey insanları arasında yaygınlaşırken halk çoğunlukla geleneklerine bağlı kaldı.

Sultan Abdülmecid, Dolmabahçe Sarayı’na geçince, burayı Batı tarzında koltuk ve sandalyelerle döşetti. Esasen alafrangalık denen yaşam tarzının ortaya çıkması Kırım Savaşı sırasında, Osmanlı ordusu ile beraber savaşan ingiliz ve Fransız askerlerinin öncülüğüyle oldu.Dil öğrenmek memuriyetlerde yükselme nedeni olunca çocuk yetiştirmek için yabancı mürebbiyelerden yararlanma yoluna gidildi.

Yönetici ve zenginlerin eğlence anlayışında da Batı tarzı değişiklikler başladı. Kadın erkek birlikte eğlenmeye başladılar.Beyoğlu ve Pera İstanbul’un meşhur eğlence merkezi hâline geldi.

2. Osmanlı Devleti’ nde Basın – Yayın Hayatındaki Gelişmeler

Osmanlı Devleti’nde XIX. yüzyılda basın ve yayın hayatında büyük gelişmeler yaşandı. II. Mahmut Türkçe ve Fransızca olmak üzere Takvimivakayi adında ilk resmi gazeteyi çıkardı. I. Abdülmecit döneminde Cerideihavadis
adında resmi gazete çıkarıldı.Türkler tarafından çıkarılan ilk özel gazete olan Tercümanıahval’dir.

Başyazarı Şinasi olan bu çıkan gazete bir haber gazetesi olmasının yanısıra daha çok siyasi eleştirileriyle gündeme gelen bir fikir gazetesi niteliğindedir.

Şinasi daha sonra da Tasviriefkar isimli gazeteyi çıkardı.İlk Türk dergisi ise 1850’de çıkan ve yayımlanan Vekayıtıbbıye’dir. 1862’de Münif Paşa tarafından Mecmuaifünun yayınlanmaya başlamış, ilk mizah dergisi
ise 1872’de Teodor Kasap’ın çıkardığı Diyojen dergisi olmuştur. Osmanlı basın yaşamının hareketlenmesi ile yönetime karşı eleştirilerin artması nedeniyle hükümet tedbir almakta gecikmedi.Osmanlı Devleti bu nedenle 1864’te Matbuat Nizamnamesi çıkardı.Nizamname ile gazete kapama, para ve hapis cezaları uygulaması başlatıldı.

I. Meşrutiyet’in sona ermesi üzerine Avrupa’ya giden Ali Suavi, Namik Kemal, Ziya Paşa ve Agâh Efendi gittikleri
yerlerde “Muhbir, Ulum, Hürriyet, ittihat” isminde gazeteler çıkararak Babiali aleyhine yazılar yazdılar. Il. Abdülhamit döneminde Tanzimat’ın getirdiği eşitlik ve kanunlara dayanan ilkelerin çiğnendiğini söyleyen yabancı basın
mensupları kapitülasyonlardan faydalanmak istediler.Devletin yabancı gazeteleri ve gazetecileri yasaklama
teşebbüsleri karşısında basın hürriyetlerinin sınırlandığını söylediler. II. Abdülhamit ancak bunlara izin vermedi.
Böylelikle kapitülasyonların basın alanına yayılması önlenmiş oldu.

II. Meşrutiyet’in llanı’ndan sonra yayın hayatında canlanma başladı. Tevfik Fikret, Hüseyin Cahit ve Hüseyin Kazım, Tanin gazetesini çıkardılar. Ittihat ve Terakki yönetimine karşı olanlar Volkan gazetesi etrafında toplandılar.
Osmanlı’da basın – yayın hayatı içinde kadınlar da yer aldı.

Fatma Aliye

Yazarlıkla uğraşan kadınlar genellikle dönemin aydın bürokrat kesiminin iyi eğitimli kızları ve eşleriydi. Bu kadın yazarlardan bazıları Fatma Aliye, Emine Semiye, Şair Nigar, Fatma Fahrünnisa, Fatma Kevser ve Gülistan Ismet den oluşmaktadır.Osmanlı Devlet’inde kadın dergisi 1869’da çıkan Terakki-i Muhadderat (Kadınların Yükselişi) dergisidir.

Halide Edip Adıvar

Bu dergide Batı’daki kadın hareketleri ile ilgili bilgi verilmiş,kadınların eğitim görmesinin önemi oluşmuştur. 1886 yılında sahibi kadın olan ve yazı kadrosunun tamamı kadınlardan oluşan Şükufezar (Çiçek Bahçesi) dergisi yayımlanmıştır.

1895’te ise en uzun soluklu Hanımlara Mahsus Gazete yayın hayatına başlamıştır. Bu gazetede Fatma Aliye, kadın sorunları, kadınların çalışması ve toplumsal yaşama katılımı ve eğitim konu almıştır.1908’de yayın hayatına başlayan Demet isimli dergide Halide Edip,Ismet Hakki, Fatma Müzehher gibi kadın yazarların yazıları yer almıştır. Bu dergide ise kadınların mesleki olarak sınırlandırılmalarına tepkiler gösterilmiştir.

3. Osmanlı Devleti’ nde Eğitim Alanındaki Değişmeler

XIX, yüzyıl, Osmanlı Devleti’nde eğitim alanında büyük yeniliklerin yapıldığı bir dönem oldu. I.Mahmut yeniçeri ocağıni kaldırdıktan hemen sonra modern yöntemlere uygun eğitim alanındaki islahatlarına basladı. Yurt dışına öğrenci gönderimi başladı. Medreseler aynen korunurken diğer taraftan yabancı dil,matematik, fen gibi bilim alanlarında eğitim yapan okullarda açıldı.Yeni anlayışla eğitim yapan okullardan mezun olanlar, diğer yandan ise geleneksel
medrese eğitimi alanlar nedeniyle iki farklı düşünce oluştu.

Osmanlı Devleti’ndeki bu iki farklı anlayışın savaşı devlet yıkılıncaya dek sürdü. Tanzimat döneminde de yurt dışına öğrenci gönderilmesine devam edildi. Avrupa’da okuyanlar ise yurda dönünce Osmanlı Devleti’nde önemli görevler üstlendiler ve yararlı hizmetlerde bulundular. Bu sayede Osmanlı Devleti’nde askerlik,mühendislik, güzel sanatlar, tip ve edebiyat alanında yenilikler oluştu.Tanzimat döneminde eğitim, devleti felakete gidişten kurtaracak bir amaç olarak değerlendirildi.

Ahmet Cevdet Paşa

Bu sebeple eğitimle ilgili olarak okul ve sınıf ortamının düzenlenmesine, yeni ders araç ve gereçlerinin kullanılmasına
genel ve özel yeni öğretim metotlarının denenmesine başlandı. Ahmet Cevdet Paşa’nın önderliğinde ise Encümenidaniş kuruldu. Encümenidaniş,fen dersleri ile ilgili çevirilerin yapılmasına ve ders kitaplarının seçimine
karar kılan kurum özelliği taşıyordu. Nihayet 1857’de kurulan Maarifiumumiye Nezareti bugünkü Millî Eğitim Bakanlığı’nın görevlerini yerine getiren kurum olarak çalışmaya başladı. 1861’de harbiye, tıbbiye ve bahriye dışındaki okullar bu kuruma bağlanmış oldu.

Maarifumumiye Nezareti daha sonra Maarif-umumlye Nizamnamesi’ni yayımladı (1869). Bu nizamnameye göre bütün köy ve mahalleye Sibyan Mektebi kurulacaktı. Ayrıca eğitimin aşamalarını da belirleyen bu nizamname sibyan mektebi, rüştiye,dadi, sultani, darülfünunun açılmasını hükme bağlamıştır.Yapılan çalışmalar sonunda 1868’de Galatasaray Sultanisi açılmış oldu.

Galatasaray Sultanisi ( İstanbul Galatasaray Lisesi )

Osmanli Devleti’nde darülfünun 1870 yılında açılmış oldu.Bu okulda fen bilimleri, matematik, edebiyat, felsefe ve
hukuk bölümleri yer almaktaydı. Üç defa açılıp kapanan okul 1900 yılında bugünkü Istanbul Üniversitesi’nin yerinde Darülfununuşahane adıyla yeniden açıldı.Egitim alanındaki ilerlemelere II. Abdülhamit döneminde de devam edildi. Yeni okulların yapılmasına devam etmek için bütçeden ödenek ayrıldı.

 

Darülfununuşahane

Çeşitli meslek ve sanat okullarının da açılması sağlandı. (Baytar Mektebi, Orman ve Maden Mektebi, Telgraf Mektebi, Kadastro Mektebi,ve Dispi Mektebi vb…) II. Abdülhamit döneminde meşrutiyetin ikinci kez ilanından sonra da eğitim alanındaki gelişmeler daha da hızlandı. Hem İstanbul’da hem taşrada kızlara ait olan okulların sayısında artış görüldü. Örneğin Istanbul’da 1877 de dokuz tane kız rüştiyesi varken bu sayı 1908 yılında seksen beşe yükselmişti.Sultanilerin sayısıda aynı oranda artmıştı.

4. Azınlıklar Ve Yabancı Okullar

Osmanlı Devleti, çok uluslu yapısı nedeniyle bünyesinde barındırdığı gayrimüslimlerin eğitiminde tam bir serbestlik tanımıştı. Gayrimüslimler çocuklarına ister yurt dışında yada yurt içinde kendi cemaat okullarında eğitim aldıra biliyorlardı. Osmanlı Devleti’nde XIX. yüzyıl öncesinde de kapitülasyonlar sebebiyle açılmış yabancı okullar mevcuttu.Ayrıca Avrupa devletleri kendi dil, din ve kültürlerini yayarak siyasi nüfuzlarını artırmak için bu okulları bir araç olarak görüyordu. Osmanlı Devleti’nin bu okulların üstünde bir denetim hakkı yoktu.

Robert Koleji

Tanzimat döneminde kendine tanınan hakların sebebi ile yabancı ve azınlık okulları büyük gelişmeler gösterdiler. Rumlar 1844 yılında Heybeli ada’da papaz yetiştirmek için ilahiyat okulu kurdular. Patrikhane burada yetiştirdiği ihtilalci papazları ülkenin dört bir yanına göndererek Ortodoks azınlıklar içinde Türk düşmanlığı yaptırıp büyük Yunanistan ideali için çalıştırdı.Yahudiler 1854 yılında Musevi Asri Mektebi’ni kurdular. Allians Israelit (Alyans Israilit) adlı Yahudi örgütü de çok sayıda okul açmıştı. Ermeniler de ozamanlar birçok yeni okul açtılar.

Modern eğitim metotlarını ve ders araçlarını Osmanlı Devleti’ne getiren bu okulların Osmanlı’ya faydasının yanı sıra çok zararı dokundu. Bu okulların İstanbul, Doğu ve Güneydoğu Anadolu ile Filistin topraklarında kurulması dikkat çekicidir. Bu sebep Avrupalı devletlerin Osmanlı Devleti’nde sömürgeler elde etmek ve Orta Doğu petrollerine ulaşmak için Osmanlı azınlıklarını kullandığının göstergesidir.Yabancı ve azınlık okullarının bölücü ve zararlı faaliyetler ancak Türkiye Cumhuriyeti Devleti kurulduktan bir süre sonra 3 mart 1924’te çıkarılan Tevhiditedrisat kanunu ile büyük ölçüde çözülmüştür.

5. XIX. Yüzyılda Osmanlı Devleti’ nde Kültür, Sanat Ve Mimari Alanındaki Gelişmeler

XIX. yüzyılda Osmanlı toplumunda her alanda değişmeler kültür ve sanat alanında da kendini gösterdi. Mimaride, resimde, musikide geleneksel anlayışın Avrupa’nın etkisi ile yeni akımlar başladı. Bunun sonucunda klasik sanatlarımız üzerindeki saray destek ve teşviki azalmış bu da klasik sanatçıların zor dönemler yaşamasına neden olmuştur.

XIX. yüzyılda resim sanatında da Avrupa’nın gerçekçi resim üslubu Osmanlı sanatçılarını da etkiledi. I. Mahmut, Avrupa’dan getirttigi ressamlara kendi portresini yaptırıp Babiali’ye astırttı. Yine bu yıllarda okulların ders programlarına resim dersi kondu.

                İbrahim Çallı’ nın Gül Koklaya Kadın Tablosu

 

Yurt dışına öğrenci gönderilirken resme yetenekli olan ögrenciler de gönderilmişti. Osman Hamdi Bey, Şeker Ahmet Paşa, bu öğrenciler arasından yetişmiş ünlü ressamlarımızdandır.Sultan Abdülaziz de lI. Mahmut’un yaptığı gibi Avrupalı ressamlara tablolar yaptırdı.Ayrıca kendisi de resim yapıyordu.

Şeker Ahmet Paşa’ nın Ağaçlar Arasında Karaca Tablosu

 

Avrupa’da eğitimi bittikden sonra yurda dönen Osman Hamdi Bey, Sanayiinefise Mektebi’ni açtı. Böylece Osmanlı Devleti’nde ilk kez resim eğitimi veren okul açılmış oldu.Yine Avrupa’da eğitim görenler arasından Şevket Dağ gibi isimler yetişti. İbrahim Çallı, Feyhaman Duran, XX. yüzyılın ünlü ressamların arasında yer aldılar.Osmanlı Devleti’nde XIX. yüzyılda Batı etkisi ile hat sanatı hariç diğer sanat dallarında da değişme başladı.

Osman Hamdi’ nin Kaplumbağa Terbiyecisi Tablosu

 

Sanayiinefise Mektebi

 

Bu yüzyılın tezhiplerinde Avrupa’nın barok ve rokoko tarzında motifleri yaygınlaştı. Millî karakterimiz hâline gelen
desenlerimiz kaybolmaya başladı. Çinicilikte de gerilemeler yaşandı. Seramik sanatında İznik,özelliğini kaybederken küçük kap kacaklar yapan Kütahya önem kazandı.Osmanlı sanatında yer alan ciltçilikte gelişme yaşandı. Ciltlemede deri kullanılmaya devam edilirken kadife, sırma ve kumaşlarla süslenmiş eserler ortaya çıktı.

Kütahya Çinisi

 

Osmanlı müzeciliğinin ilk adımları bu yüzyıl ortalarında atıldı.XIX. yüzyılda eski eserlere duyulan meraklar bir hayli artmıştı. Osman Hamdi Bey 1881 yılında Müzeyihümayun’un başına geçirildi. I.Abdülhamit’in emri üzerine İstanbul’daki arkeoloji müzesini (Asariatika) kurdu. Onun çalışmaları ile Osmanlı arkeolojisi uluslararası bilim
dünyasındaki yerini almış oldu.Osmanlı Devleti’nde XIX. yüzyılda Batılılaşma; resim, heykel,müzik, tiyatro gibi tüm sanat dallarını etkisine almışsa da mimari en hızlı etkileşimin uygulandığı alan haline geldi.

Batıdaki bütün üsluplar ile Osmanlı mimari üslubu aynı zamanda kullanıldığı eserler ile karşımıza çıkar. Beylerbeyi ve Çırağan Sarayları bu görüşle inşa edilmiştir.Seçmeci (eklektik) tarzı denen üslubun diğer örnekleri ise Yıldız Camisi, Hamidiye Camisi ve Aksaray Valide Camisi olarak günümüze kadar gelmişlerdir.

Dolmabahçe Camisi

XIX. yüzyıl Osmanlı mimarisinde, ampir üslubunun etkisi ile bir çok eser Ortaköy Camisi, Dolmabahçe Camisi, Nusretiye Camisi ve Il. Mahmut’un türbesi inşa edildi.XX. yüzyıl başlarından itibaren Avrupa’ya duyulan tepki sebebiyle Avrupa seçmeciliğinin yerini milliyetçilik akımının mimariye yansıması ile millî tarz aldı.

Çırağan Sarayı

Osmanlı mimarisinde kendine doğru dönüş başladı. Bu döneme de mimaride neoklasik dönem denir. Bostancı ve Bebek Camileri ile Haydarpaşa İskelesi de bu anlayışla yapıldı.Cumhuriyet döneminde ise bütün bu üslupların yerini betonarme tekniği ile yapılan binalar aldı.

5. Müzik, Eğlence Ve Spor

XIX. yüzyıl özellikle Tanzimat devri Osmanlı eğlencesinin değiştiği dönem oldu. Klasik eğlence anlayışının yanında Batılılaşmanın etkisi ile müzik,eğlence, tiyatro ve spor alanında yeni gelişmeler oldu. Mahmut Mızıkayıhümayunu kurarak modern anlamda müzik eğitiminin başlamasına sebep oldu.Avrupa’dan getirttiği Donizetti’ye askeri bandoyu da kurdurttu.

Güllü Agop’ un Gedikpaşa Tiyatrosu

 

I. Abdülmecit döneminde Osmanlı saraylarında ise Batı operaları seslendirildi. Buna rağmen de klasik Türk
müziği de gelişmesini sürdürdü. Dede Efendi, Hacı Arif Bey, Zekai Dede, bu dönemin en iyi sanatçıları oldular.
XIX. yüzyıl Osmanlı Devleti’nde eğlence türleri arasına tiyatro da girmiş oldu. I.Abdülmecit döneminde ise Güllü Agop modern Osmanlı tivatrosunu kurdu. I. Abdülmecit ve II. Abdülhamit, Dolmabahçe ve Yıldız Sarayında tiyatro oyunu sahnelettiler. Tiyatro halk arasında büyümeye ve yerleşmeye basladı.

Selim Sırrı Tarcan

 

Adana ve Bursa’da da şehir tiyatroları kuruldu. Şinasi Şair Evlenmesi isimli ilk Türk tiyatro eserini yazdı. Oyun halkın büyük ilgisini çekmiştir.Spor alanında ilk değişiklikler okullara jimnastik dersinin konması ile başladı. Osmanlı toplumunun İngilizler aracılığı ile tanıdığı futbol büyük bir ilgi gördü ve yaygınlaştı.

1903 yılında Beşiktaş, 1905 yılında Galatasaray, 1907’de Fenerbahçe kulüpleri kuruldu. 1908 yılında Selim Sırrı (Tarcan) tarafından Osmanlı Millî Olimpiyat Cemiyetini kuruldu. Yelken, kürek, yüzme, bisiklet,tenis, boks, eskrim ve binicilik gibi modern sporlar da yapılmaya başlandı.Osmanlı Devleti ilk kez 1912 yılında Stockholm (Stokholm) Olimpiyatlarına da katıldı.

 

Etiketler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kapalı