Genel Kültür

Türk Sineması Tarihi

Türk sinemasında 1990 bir durgunluk yılı oldu.1989’un sonunda ve 1990’ın başında son bir solukla yapılan filmler yılın ilk yarısında sinemalarda gösterime çıktı, ama bu kez izleyici bulamadı. Yerli sinemanın geleneksel izleyici kitlesi çoktan sinemadan kopmus ve televizyon izleyicisi haline gelmişti. Sinema izleyicisinin geniş kitlesini, büyük bütçeli, görsel efektleri bol ABD yapımları çekiyordu. Film seçerek sinemaya giden genç izleyici kesimi ise yerli filmlerde aradıgı teknik ve estetik düzeyi bulamıyordu.

Yerli filmlerin sinemada umulan gelirleri elde edememesine, video piyasasından gelen gelirlerin azalması da eklenince, yaz aylarında film yapımı bütünüyle durdu., Bu agamada Kültür Bakanlığı’nın para yardımı imdada yetişti, Yardımın hangi tasarılara verilecegini, bakanlık bünyesinde kurulan ve sinemacılardan oluşan iki komisyon belirliyordu. Parça parça verilen 200 milyon liralık yardımın kaliteli bir film çekmeye yetmeyeceği gerçeği bir yana, komisyonların yardım kararları da geniş bir tartışmaya neden oldu.

Sinema Komisyonlar yardımı, çalışmalarının dogrultusu artık iyice belirlenmiş olan eski yönetmenlere dağıtırken, aynı cömertliği ne uluslar arası kuruluşlardan yardım ve kredi almış tasarılara, ne de genç sinemacıların tasarılarına göstermişlerdi. Örneğin senaryo yazarı Fehmi Yaşar’ın ilk yönetmenlik girişimi Camdan Kalp’e yardım yapılması komisyonda reddedilmiş, ama bakanlık yardımı olmadan gerçekleştirilen film mevsimin en çok ilgi gören yapımlarından biri olmuştu.Tepkiler karşısında komisyonlar, yardım isteyen ikinci grup tasarı içinde ilk filmini yapacak sinemacıları daha çok gözeten kararlar aldılar. Ama ilk filmi A Ay’la uluslararası şenliklerde ödüller kazanan Reha Erdem’in tasarısının,”anlaşılamadığı” için geri çevrilmesi, yardım düzeniyle ilgili kuşkuları daha da derinleştirdi.

1989’da hazırlanan ve TBMM’ye sunulan Sinema, Video ve Müzik Eserleri Kanunu’da değişiklik tasarısı Adalet Komisyonu’ndan geçerken yeniden tartışmalara yol açtı.Tasarının yabancı film hasılatlarından yüzde 35’lik bir kesinti öngören maddesi komisyonda kaldırıldı. Sinema salonlarına yüzde 25 yerli film gösterme zorunluluğu getiren maddesi ise, yüzde 15’i yerli film olmak üzere, yüzde 25 oranında yerli yapım gösterilmesi zorunluluğu biçiminde değiştirildi. Bu madde, yerli filmlerin kaliteleri artırılmadıkça, tanıtım ve dağıtımları desteklenmedikçe ve yerli film gösteren salonlara ayrıcalıklar tanınmadıkça, hem sinema salonu işletmecilerinin, hem de film yapımcılarının zararetmesine yol açacağı ve sinemanın kösteklenmesi sonucunu doğuracağı yönünde eleştirilerle karşılaştı.

Yasa değişikliği tasarısının tartışma yaratan bir başka maddesi de televizyon kanallarındaki toplam yayın süresinin yüzde 25’i oranında yerli film gösterme zorunluluğu getirmesiydi. Bu maddeye göre, örneğin TRT kanallarında 2 bin dolayında yerli film gösterilmesi gerekecekti. Bukadar yerli film bulmanın olanaksızlığı bir yana, böyle bir zorunluluğun ucuz ve kalitesiz yapımları özendireceği açıktı.Öte yandan yasa değişikliği filmlerin denetiminde izleyici yaşına göre bir sınıflandırma getirirken, sansür kuruluna ülke bütünlüğünü zedeleyici ya da pornografik bulduğu durumlarda film yasaklama yetkisi tanıyordu.

Yılan gayn resmî sansür olayı ise ABD yapımı Naked Gun(Çıplak Silah) filminin gösterime çıkmasıyla patlak verdi.Bir sahnesinde Ayetullah Humeyni’yi, sarığı düşünce punk biçiminde kesilmiş saçlarıyla gösteren film sert tehditlere hedef oldu. Güvenlik makamları da gayri resmi biçimde filmin gösterimden kaldınlmasını istediler. Baskılar karşısında dağıtıma firma filmin gösterimini durdurdu.1989’da Türkiye’de gösterilmesi için yoğun çaba harcanan Yilmaz Güney’in Umut’u, sonunda bir yabancı film gibi ithal edilerek 20 yıl sonra izleyicinin karşısına çıkabildi.Umut, zamanında sansürden geçmiş öteki Yılmaz Güney filmlerinin önündeki engelleri de ortadan kaldırdı. Ama bu kez de, 12 Eylül dõneminde sıkıy önetim tarafından toplatılmış olan Yılmaz Güney filmlerinin kopyalarının nerede olduğu tartışması gündeme geldi.

Yerli sinema açısından 1990’ın en büyük ve tek yeniliği İslami filmler furyasıydı. Yerli sinema ölçülerine göre büyük bir bütçeyle çekilen, yaygın bir dağıtım ve tanıtım kampanyasıyla gösterime çıkartılan Minyeli Abdullah 1, 1 milyar lirayı aşan bir hasılat sağladı. Mısır’ın Minye kentinde yaşayan ve inançları uğruna her türlü baskıya katlanan bir din kahramanı yaratan Minyeli Abdullah 1’i, kaba bir şeriat propagandasının egemen olduğu Minyeli Abdullah 2 izledi.Yalnız Değilsiniz ise, yaşadığı çevreye tepki olarak dine bağlanan ve başını örten, bu yüzden de çeşitli baskılara uğrayan bir genç kızı anlatıyordu. İslami filmlerin ortak özellikleri, yerli sinemanın köhnemiş kalıplarını kullanarak izleyicinin ezilmişliğine, en zayıf ve geri yönlerine seslenmeleri, inanç sömürüsü yaparak kaba bir din propagandasına yönelmeleriydi. Bütün bunların yanında, ele aldıkları temaların televizyon ekranlarından dışlanmış olması da bu türfilmlerin ilgi görmesine yol açıyordu.

Yılın ilginç filmlerinden biri de Füruzan’ın kendi yapıtından sinemaya uyarladığı ve Gülsün Karamustafa ile birlikte yönettiği Benim Sinemalarım’dı. Sinemanın insanların tek düş alanı olduğu dönemlerde, yalnız genç kızların buruk yaşamını işleyen film, Cannes Şenliği’ne yarışma dışı olarak katıldı. Fehmi Yaşar ilk filmi Camdan Kalp’te bir senaryo yazarının yaşantısından yola çıkarak günümüzün toplum sal ve kültürel karmaşasından kesitler verdi. Değişen toplumsal koşullar karşısındaki bireylerin trajikomik özel serüvenlerine ilgi duyan Yavuz Turgul, Aşk Filmlerinin Unutulmaz Yönetmeni’nde “sanat filmi” yapmaya kalkışan bir Yeşilçam yönetmenini anlattı. Mahinur Ergun’un üçüncü filmi Medcezir Manzaraları günümüzün iş ve burjuva dünyasına bakan bir denemeydi. Barış Pirhasan ise sonunda tamamlayabildiği Küçük Balıklar Üzerine Bir Masal’ da genç aydınların kimlik sorunlarını ele aldı.

Atıf Yılmaz‘ın Türkiye Aile Planlaması Vakfı için çektiği,berdel uygulamasını ve kadının horlanmasını eleştiren Berdel’i, Şerif Gören’in absürd güldürü denemesi Abuk Sabuk 1 Film’i, Memduh Ün’ün 12 Eylül dönemini fon alan Bütün Kapılar Kapalıydı’sı, Oğuz Yalçın’ın kişisel bir dramı işlediği Sessiz Firtına’sı, İrfan Tözüm’ün 1968’den 1988’e değin solcu aydınların ödeşmesini konu alan İkili Oyunlar’ı,gene Tözüm’ün bir hizmetçi kızın özlem ve hayallerine eğildiği Fazileti, Yavuz Özkan’ın 10 yıllık evli bir çiftin son bir gece birlikte olmaları üzerine geliştirdiği Büyük Yalnızlik’ı, Şahin Gök’ün issız bir deniz fenerinde yaşayan ukadının ilişkilerini perdeye getirdiği Ponente Feneri ad çalışması, Orhan Oğuz’un farklı yapılarda bir baba oğulu ilişkisini psikolojik boyutlarıyla yansıtmaya çalıştığı Iki Başı Dev’i, Bilge Olgaç’ın doğa ortasında bir aşk ve tutku öyküsu anlattığı Aşkın Kesişme Noktası 1990’ın öteki yerli filmleriydi.

 

Etiketler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

code

Kapalı
Kapalı